ÜNİVERSİTEMİZE DE KAVUŞTUK!

Ülkemizin Avrupa Kıtasındaki illerinden biri olan Kırklareli, sosyo ekonomik gelişmişlik düzeyi bakımından  81 ilimiz arasında 11. sırada yer alarak, İldeki yaşam standartlarının coğrafi konumuna da uygun düştüğünü göstermektedir. Gerçekten de eğitim, sağlık, şehirleşme bakımından iller arasında ön sıralarda bulunan Kırklareli’nin ekonomik göstergelerine de kısaca göz atarsak: İl GSYİH(Gayri Safi Yurt İçi Hasıla)sının %59’unun  sanayi, %31’inin hizmet, %10’unun tarım sektöründen elde edildiği, Fert Başına GSYİH  miktarı bakımından iller arasında 3., Fert Başına Teşvik Belgeli Yatırım Tutarında  3., Fert Başına Elektrik Tüketiminde 7., Fert Başına İmalat Sanayi Katma Değerinde 6., Fert Başına İhracaat Miktarında 1., Fert Başına İthalat Miktarında da 2. il konumunda olduğu görülmektedir.

                Kırklareli, iller arasında Fert Başına Genel Bütçe Gelirleri Miktarında 8., Fert Başına Gelir ve Kurumlar Vergisi Miktarında ise 9. il olmasına rağmen Fert Başına Kamu Yatırımları Miktarında 36. sırada bulunmaktadır.Bir başka ifadeyle Kırklareli, Devletimizin, elde ettiği vergiye oranla daha az yatırım yaptığı illerden birisidir.

                Üniversiteye ev sahipliği yapabilecek sosyo ekonomik ve kültürel alt yapıya sahip olmasına rağmen, Ankara’nın batısındaki bölgede üniversitesiz kalan bir kaç ilden birisi olarak yıllardır  bir Üniversiteye sahip olmak özlemiyle yanıp tutuşan Kırklareli, Hükümetimizin hazırladığı kanun tasarısının T.B.M.M. tarafından kabulü ile  Üniversitesine de kavuşmuştur. 29 Mayıs 2007 tarih ve 26536 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5662 sayılı Kanunla kurulan Kırklareli Üniversitesi,  yeni kurulan Fen-Edebiyat Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Ticaret ve Turizm Eğitim Fakültesi ile Trakya Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve Kırklareli Üniversitesi Rektörlüğüne bağlanan Teknik Eğitim Fakültesi ile Sağlık Yüksekokulu  ile yedi Meslek Yüksekokulundan ve lisansüstü eğitim için yeni kurulan Sosyal Bilimler Enstitüsü ile Fen Bilimleri Enstitüsünden oluşmaktadır. Kırklareli Üniversitesi  ihtiyaçlarında kullanılmak üzere 1315 akademik ve idari personel kadrosu da ihdas edilmiştir.

                Vergi ödemede üzerlerine düşeni yapan Kırklarelili Vatandaşlarımızın bugüne kadar Devletimizden en öncelikli talepleri olan Kırklareli Üniversitesinin kuruluşu, böylece gerçekleşmiştir. İlimizin ekonomik, sosyal, kültürel gelişim ve değişimine  büyük katkı sağlayacağı muhakkak olan Üniversitemizin kuruluşunda emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.  Merkezi Edirne’de bulunan Trakya Üniversitesini, engin vizyonuyla yöneterek “Balkan Üniversitesi” haline getiren Rektör Prof. Dr. Sayın Enver Duran’ın, Kırklareli Üniversitesi Rektör Vekili olarak görevlendirilmesinin, kuruluş ve teşkilatlanma sürecini hızlandıracağı  beklenmektedir.

                İl yüzölçümünün % 40’ını teşkil eden nitelikli  ormanları ve önemli bir kısmı kumsallardan oluşan 60 km.lik kıyı şeridiyle, oldukça iyi korunmuş özgün doğa ve çevresiyle, en  önemlisi güleryüzlü, sevecen, misafirperver,uygar  halkıyla Kırklareli, otoban ve bölünmüş yollarla bağlandığı bir kaç saat uzağında bulunduğu İstanbul’da yaşayan, dinginlik ve huzur arayan insanların hafta sonlarında veya fırsat buldukça dinlenmek, doğayla başbaşa kalmak, doğa sporları yapmak amacıyla gidebilecekleri yeni bir turizm destinasyonu olmanın tüm şartlarını taşımaktadır. Bu konuda tek ihtiyacımız   tesistir. Yapılacak tesisler ayrıca   kongre turizmine de hizmet verebilecektir.İl Yönetimi olarak, diğer sektörlerde olduğu gibi, turizm sektöründe de İlimizde yatırım yapmak isteyen müteşebbislerimizin hizmetindeyiz.

     Bürokratik işlemleri mümkün olduğunca azaltarak ve zorunlu işlemlerin bir çoğunu da yatırımcı adına kamu eliyle takip ederek, azami kolaylığı göstererek, üretim  ve istihdam sağlayan yatırımcılarımıza destek olmaya devam edeceğiz.

     Kırklareli, elverişli toprakları, işleme-değerlendirme tesislerine ve tüketim merkezlerine, deniz,kara ve hava sınır kapılarına yakınlığı  ile  organik tarım ve hayvancılığa çok müsaittir.İlimiz, bu konuda yatırım yapmak isteyenlere önemli avantajlar sunmaktadır.

     Bulgaristan ve Bulgaristan üzerinden Doğu Avrupa ile Ülkemizin irtibatını sağlayan Dereköy Hudut Kapısı, bu güzergahta Kapıkule’den sonra en çok yolcu ve araç giriş çıkışının yapıldığı kapıdır. İl merkezi ile Dereköy  Kapısı arasındaki karayolunun öncelikle geliştirilmesi daha sonra bölünmüş yol haline getirilmesi için başlatılan çalışmalar devam etmektedir. Dereköy Hudut Kapısının tekrar TIR trafiğine açılması, bölgesel ticaretin gelişmesine yardımcı olacaktır.Bu husustaki çaba ve çalışmaların, yetkili makamlarca  bir an önce sonuçlandırılmasına yönelik kamuoyunda büyük bir beklenti bulunmaktadır.

     Kırklareli, sanayileşmede belirli bir mesafe almış bir il olarak bundan sonraki sanayileşmesinde seçici davranmak, doğaya ve çevreye saygılı, katma değeri,istihdamı ve teknolojisi yüksek yatırımlara ev sahipliği yapmak istemektedir.Kredi kullanmadan teşkil edilen nadir OSB’lerden biri olan ve alt yapısı tamamlanan Kırklareli OSB, bu amaçla sektörde en uygun bedelle arsa tahsislerine devam etmektedir.

     Bürokratik işlemleri mümkün olduğunca azaltarak ve zorunlu işlemlerin bir çoğunu da yatırımcı adına kamu eliyle takip ederek, azami kolaylığı göstererek, üretim  ve istihdam sağlayan yatırımcılarımıza destek olmaya devam edeceğiz.

     Sonuç olarak Kırklareli; münbit toprakları, yeterli su kaynakları,zengin biyo çeşitliliği, oldukça iyi korunmuş doğası, kilometrelerce uzayan kumsalları, ulaşım imkanları,işgücü kaynakları, gelişmiş ticari ve sınai alt yapısı, en önemlisi yatırımcıyı bağrına basan kültürlü,gönlü zengin uygar insanları  ile turizm, tarım ve hayvancılık, sanayi  ve ticaret alanlarında yeni  yatırımlara doğaya, çevreye ve insana saygılı  olmak kaydıyla ev sahipliği yapmaya hazır,öğrenci ve öğretim üyeleriyle beraber yeni yüksek öğrenim kurum ve kuruluşlarını özlemle bağrına basmak için sabırsızlanan, sosyo ekonomik standartları yüksek, yaşamın huzur ve sükun içerisinde kolayca  sürdürülebildiği, canlı, yaşayan ve gelişen, geleceğe umutla bakan, gelecekten beklentileri bulunan güzel bir İl olarak, eğer henüz tanışmamışsanız,  Sizin de O’nu keşfetmenizi beklemektedir.

                                                                                                                                  

Trakya'nın Turizme açılan ilk ve tek mağarası: Dupnisa Mağarası

İkinci Jeolojik zamanın Jura (günümüzden yaklaşık 180 milyon yıl önce oluşmuş) mermerler içerisinde gelişen mağaralar, birbirine bağlı iki kat ve üç mağaradan oluşmuştur.Toplam uzunluğu 2720 metre olan sistemin üst katını, Kuru ve Kız mağaraları oluşturur. Gelişimini tamamlamış bu mağaralardan 50-60 metre aşağıda Sulu Mağara yer alır. İçinden devamlı akışı olan bir yer altı nehri akan ve deniz yüzeyinden 345 metre yukarıda giriş ağzı bulunan bu mağaranın toplam uzunluğu 1977 metredir. Son noktası ise, girişten 61 metre daha yukarıda yer alır.


Istıranca Dağları’nı derin vadilerle yardığı, vahşi görünüme sahip bir bölgede yer alır. Kırklareli’nin 58 kilometre kuzeydoğusunda Demirköy İlçesi Sarpdere Köyü yakınındaki mağaraların İstanbul’a uzaklığı 230 kilometredir.

Tarihten gelen bir işletme: Demirköy Fatih Demir Dökümhanesi

Demirköy Fatih Dökümhanesi, Kırklareli’nin Demirköy İlçesi’ne güneydoğu istikametinden 3.800 metre mesafede bulunmaktadır. Toplam 10000 metrekare kapalı alan ihtiva ettiği bilinen tarihi kompleksin döneminin bölgedeki en modern işletmesi sayılmaktadır. Dökümhanede, büyük ve küçük olmak üzere iki dökümhane bulunmaktadır. Büyük dökümhaneye 230 metre  mesafede bulunan küçük dökümhanede de iki ergitme fırını bulunmaktadır.

 

Daha önce kapsamlı bir işletme olduğu anlaşılan Dökümhâne’nin, II. Mahmud (M.1808-1839) döneminde esaslı bir biçimde ihya edildiği anlaşılmaktadır.

Vize Antik Tiyatrosu

Antik Bizye Tiyatrosu’nda caveanın bir bölümü ve orkestranın önemli oranda açığa çıkarılmıştır. Yapılan çalışmalar sonrasında tiyatronun hayli geniş bir orkestraya sahip olduğu görülmüştür. Tiyatronun bakış açısı güney istikametini göstermektedir. Geniş bir orkestrayı ışınsal açılarla mermer cavea kuşatmaktadır. Caveayı 6 kerkides oluşturmakta ve bunların arasında ise üç tanesi orkestraya ulaşan 7 klimaks  bulunmaktadır. On basamak halinde yükseldiği anlaşılan mermer cavea grubunun hemen üstünde bir diazomanın bulunduğu, bundan da caveanın iki ayrı oturma sistemine sahiptir. Bu durumda, Antik Bizye Tiyatrosu’nun daha önce tahmin edildiği gibi küçük değil, orta büyüklükte bir tiyatro olduğu düşünülmektedir.

Bir antik Kent: Aşağıpınar

Aşağıpınar Tarihöncesi yerleşmesi Kırklareli İl merkezinin 500 metre kadar güneyindedir. Tarihöncesi dönemler boyunca Trakya ve Balkanlar’a özgü yerleşme türü özelliklerinin tümü Aşağığınar’da görülür. Yerleşme dere boyundaki küçük bir tatlı su kaynağının oluşturduğu  gölcüğün kenarında kurulmuştur. Ancak zamanla, gölün sınırlarının değişmesine bağlı olarak yerleşme de yer değiştirmiş ve giderek batıya doğru kaymıştır.

 

Günümüze değin yapılan araştırmalar, Anadolu’daki Neolitik Dönem kültürünü yaşayan insanların Trakya’ya gelerek ilk olarak Aşağıpınar’da yerleştiğini ve bölgesel etkileşim neticesinde yeniden şekillenen uygarlık düzeyinin, buradan Avrupa’ya nüfuz ettiğini göstermektedir.

Antik kentlerden bir örnek: Kanlıgeçit

Kanlıgeçit yerleşimi Kırklareli il merkezinin hemen güneyinde, Aşağıpınar’ın 500 metre kadar batısında, Haydardere’nin iki yakasında yeralmaktadır. 1994 yılında Aşağı Pınar projesi kapsamında başlayan Kanlıgeçit kazıları halen sürmektedir.

 

Kanlıgeçit’in ilk olarak Son Kalkolitik Çağ’da (İ.Ö. 3600), Aşağıpınar’ın terk edilmesinden sonra yerleşildiği anlaşılmaktadır. Kanlıgeçit’teki esas yerleşim İlk Tunç Çağı’na aittir. Burada yaklaşık olarak M.Ö. 3000 yıllarında, yerel özellikler gösteren, dal ve ahşap kulübelerden oluşan büyükce bir yerleşme kurulmuş, ancak İlk Tunç Çağı’nın sonlarına doğru giderek Anadolu etkileri artmıştır.