|
ATATÜRK'ÜN KIRKLARELİ'NE GELİŞİ |
|
|
|
Olaylar çıkmış olaylar tarih olmuş... Kişiler gelmiş kişiler olaylara ve toplumlara yön vermiş ve Kırklareli’ne 20 Aralık 1930 Cumartesi günü saat 13.30’da bir beyaz trenle Gazi Mustafa Kemal gelmiş... Kırklareli tarihinin en güzel olayı ve bu İl’in en mutlu günü, Büyük Kurtarıcı Gazi Mustafa Kemal’in gelişiyle cereyan etmiştir.
Zamanın İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Valilere gönderdiği bir genelge ile Mustafa Kemali Paşa Hazretlerinin 17 Ekim 1930 günü akşamı, trenle yurt gezisine çıkacaklarını çok önemli bir olaya cereyan etmedikçe, bu gezinin sonunda İstanbul’a geleceklerini bildirmiştir.
Mustafa Kemal’in Kırklareli’ne de gelebilecekleri umudunun ışığı, bu haberle birlikte yanmıştır. Nitekim Büyük Kurtarıcı, Trabzon gezilerini İstanbul’da bitirmişler ve buradan Trakya İl’lerine gidecekleri ilgililere duyurulmuştur. Tarih olarak da 20 Aralık 1930 Cumartesi günü bildirilmiştir. Haberin resmen açıklanması, günün belli edilmesi, Kırklareli halkında büyük bir sevinç yarattı. Halk, günlerce bu konuyu konuştu. Hazırlıklar yaptı. Her ne kadar İçişleri Bakanı, Mustafa Kemal’in karşılama törenleri düzenlenmesini istemediğini, halkı kendi ve doğal hayatı içinde görmek istediğini bildirmiş ise de, Kırklareli halkı içinden gelen çoşkunluğu yenememiş ve Mustafa Kemal’i karşılamak için hazırlanmaya başlamıştır.
19 Aralık 1930 Cuma günündün itibaren, bütün köy ve kasabalarından halk temsilcileri “Gazi”’yi görmek iştiyakı ve özlemi içinde kıvranan yurttaşlar Kırklareli’ne gelmeye başladılar. Mevsim kıştı. Dondurucu bir gündü. Hava bulutlu idi.
20 Aralık 1930 Cumartesi günüden itibaren halk istasyonda toplanmaya başladı. Şehir ve caddeler bayraklarla donatıldı. Tüm Kırklareli halkı, yakın ve uzak köy ve kasabalardan gelen yurttaşlar, istasyon çevresinde muazzam bir kalabalık meydana getirdiler. Halk sevinçli ve heyecanlıydı. O kadar ki halkın yaşadığı bu psikolojik anı kalemle anlatmak mümkün değildir.
Nihayet saat 13.30 a doğru Mustafa Kemal’i getiren tren uzaklardan göründü. Muazzam kalabalık “Tren geliyor... Ğazi geliyor...“ diye sevinç çığlıkları içinde büyük bir dalgalanma gösterdi. O an yediden yetmişe herkes,”Büyük kurtarıcı’yı“ görmek iştiyakı ile yanıyordu. Ortalıkta da kolları kırmızı -beyaz pazubentli kimseler görünüyordu. Bunlar Halk Fırkası mensuplarıydılar ve ödevleri güvenlik kuvvetlerine yardımcı olmaktı.
Beyaz tren tam saat 15.30 da istasyona geldi ve durdu. Gazi Mustafa Kemal trenden indi. Büyük bir alkış tufanı koptu. “ Yaşa varol büyük Halaskar “ diye bağrılıyordu. Mustafa Kemal’in yüzü güleçti. Dinç görünüyordu. Sırtlarınca gocuk. Başlarında kasket vardı. Ayağında kahve rengi çizme, külot pantolon. Üstünde süet yelek ve spor ceket vardı. Çok sevdikleri köpeği de yanlarında idi. Yanlarında tanınabilen kişilerden İçişleri Bakanı Sükrü Kaya, Halk Fıkrası Genel Sekreteri Recep Peker, Ali Çetinkaya, Kılıç Ali, Tevfik Rüştü Aras, Afet İnal, Ruşen Eşref, Hasan Rıza Soyak, Yaveri Nasuhi Bey, Generallerden Fahrettin Altay ve daha başkaları vardı. Çoşkun alkış ve tezahürat ile karşılanan Mustafa Kemal, halkı selamladı. Kendilerini karşılamayan gelenlerin ellerini sıktı. İltifatlarda bulundu. Karışlayıcılar arasında görülenler Trakya Milletvekilleri, Şevket Ödül, Vali Mustafa Arif, Belediye Başkanı Şevket Dingiloğlu, Gazeteci Ali Rıza Dursunkaya Türk Ocağı Başkanı Kara Hafızın Mehmet, Öğretmen Kazım Konuralp, Baytar Süreyya, Kırklareli Fırka Kumandanı Mürsel Paşa, Makbule Süreyya, Şükriye Rahmi ve Hayriye Mehmet Hanım (Umay)’lar ile Kavaf Emin, Kağıtçı Ahmet, Av.Nuri Ahmet Ziya Çetintaş, Dr.Mehmet Can, Liseli Aziz Bey, Bilal Güçlü, Helvacı Zade Kemal, Mahmut Fehmi, Yağhaneci Şevki, Fabrikatör Şükrü (Deli Şükrü) Perese, Tuzcu Salih, Gazozcu Hasan Fehmi Sakarya, Abdullah Altınelli, Üzeyir Koçtürk, Kasap Yakup Gürel Beyler vardı.
Mustafa Kemal kendilerini karşılayanların ellerini sıktıktan, onlara iltifatlarda bulunduktan sonra otomobiline binerek Vilayet Makamına geldiler. Vali Mustafa Arif’in de bulunduğu Vilayet Toplantısından sonra, buradan Süvari Tümeni Karargahına gittiler. Geçtikleri yol ve cadde boylarına dizilmiş halk toplulukları tarafından çılgıncı alkışlandılar. Buradan Cumhuriyet Caddesini takip ederek (Eski) Belediye Binasına geldiler. Burada Belediye Başkanı Şevket Dingiloğlu ve Belediye Meclisi Üyeleri, Gazeteci Ali Rıza Dursunkaya, Baytar Süreyya Harmankaya, Makbule Süreyya, İmamoğlu Rahmi’nin karısı Şükriye Öner, Mehmet Kızı Hayriye Umay, Fabrikatör Şükrü Perese (Deli Şükrü), Kavaf Emin, Kağıtçı Ahmet, Ahmet Ziya Çetintaş, Dr. Mehmet Can, Bilal Güçlü, Helvacı Zade Hüseyin, Gözlüklü Süleyman, Yağhaneci Haşim Peksöz, Ethem Zade Kemal, Cami-i Kebir Mahallesi Muhtarı Fehmi Mahmut Ağa, Hasan Fehmi Sakarya, Tuzcu Salih, Yağhaneci Şevki, Abdullah Altınelli, Üzeyir Koçtürk, Tüfekçi Kazım, Abbas Hoca (Akyürek) Av.Şükrü’nün kızı Nimet Hanım, Köylü Birliği Başkanı Av.Nuri Bey tarafından karşılandılar.
Belediye gönderine Cumhurbaşkanlığı Forsunu Haşim Peksöz çekti. Mustafa Kemal Belediye Başkanlığı Makamının bulunduğu iç odaya geçti. Belediye Meclisi Üyelerini burada kabul etti.
Mustafa Kemal Belediyede bulunduğu sürece, halk dışarıda coşkun bir şekilde tezahürat yapıyordu. Belediye önünden çarşı içine ve jandarma dairesine kadar her taraf kadın, erkek hınca hınç doluydu. Gazi Mustafa Kemal ise Belediye Başkanlığı odasında bulunan Şevket Dingiloğlu’na ve diğer bulunanlara sorular soruyor, halk önderlerinin memleket ve mahalli davalar üzerindeki fikir ve düşüncelerini öğrenmeye çalışıyordu. Mustafa Kemal Şevket Dingiloğlu’na Belediye Seçimleri ile ilgili sorular yöneltti ve cevaplar üzerinde tartışıldı.
Bu konuşmalardan sonra Mustafa Kemal şayak elbiseli Belediye Meclisi üyesi Abdullah Altınelli’yi parmağı ile işaret ederek, yanına çağırdı.
-Bu elbiseleri nereden aldın bakayım?
Kumaşı eliyle yokladı. Beğendiğini söyledi.
Mustafa Kemal’in bu sorusuna Abdullah Altınelli Şöyle karşılık verdi.
-Karım dokudu, Paşa Hazretleri. Koyunlarımızın yünlerinden yapıldı.
-“İşte kendi işimizi kendimiz görürsek, giyeceğimizi kendimiz yaparsak memleket çok çabuk kalkınır” dedi.
Şükrü Perese söz istedi.
-“Paşam” dedi. “yapağı mahsulü Trakya’da çok bol. Fakat bir şayak fabrikasına ihtiyaç var. Bu fabrikayı Devlet yaptırırsa iyi olur”.
Mustafa Kemal;
-“İhtiyaç varsa yapılsın” dedi.
Burada daha başka mahalli meseleler de konuşuldu. Mustafa Kemal ve beraberindekiler Belediyede iki saat kadar kaldılar. Buradan ayrılırlarken, Hayriye Ali Rıza Hanım tarafından Mustafa Kemal’e bir dilekçe verildi. Bu iş tam kapıdan çıkarken olduğu için, dışarıda birikmiş halk topluluğu Gazi’yi doya doya gördüler ve uzun uzun alkışladılar. Mustafa Kemal’e verilen dilekçe Duyuni Umumiye tahsildarlığından emekli Mahmut Efendinin kendisiyle ilgiliydi. Gazi bu dilekçe ile kapı başında beş on dakika meşgul oldu. Gereğinin yapılması için ilgililere emirler verdi.
Mustafa Kemal Belediyeden Halk Fırkası binasına geldi. (Bu bina, şimdiki Genel Kitaplığın bulunduğu binadır.) Gazi burada ilçelerden, bucaklardan ve köylerden gelen Fırka Kurulları ve halk temsilcileri tarafından karşılandı. Onlarla tam dört buçuk saat süren bir toplantı yaptı. Toplantı süresince, köy ve kasaba temsilcilerine kendi ihtiyaçları hakkında sorular yöneltti. Onların dert ve şikayetlerini kendi ağızlarından dinledi. Halk Fırkası İl İdare Kurulu odasında akşamın geç saatlerine kadar hiç yorulmadan ve büyük bir dikkatle köy önderleriyle sohbet etti. Bu uzun süren, toplantıda bir çok meseleler ortaya atıldı. Herkes söyleyeceğini serbestçe söylüyordu. Mustafa kemal, köy önderlerinin serbestçe konuşmalarına özellikle çok dikkat ediyordu. Nitekim, Kızıcıkdere’li Muhittin Ağa böyle bir havadan cesaret alarak, Nüfus Dairesinin köylüye güçlükler çıkarttığını, bazı dairelerde yolsuzluklar olduğunu, rüşvet alındığını söyledi. Bu iddia üzerine Mustafa Kemal daha ciddileşti ve üzüldüğünü belli eden hareketlerde bulundu.
-“Eğer” dedi. “Mustafa Kemal Devlet Örgütünde böyle memurlar varsa, isim tasrih ederek, şimdi yanımdaki müfettişlere bildirin. Unutmayın ki, Devlet örgütünün çok iyi işlemesi için halka düşen bazı ödevler vardır. Eski devirden kalma zihniyeti yaşatan adamlar bulunabilir. Böylelerini tesbit etmekte siz bize yardımcı olun. Fakat iddialarında delil ve isim bulunması şarttır”.
Sohbet bittikten sonra Mustafa Kemal köy temsilcilerine, köyleri ile ilgili sorular yöneltti. Memleketin geleceğine ışık tutan devrimler etrafında bilgiler verdi. Serbest Fırka hakkında açıklamalarda bulundu. Söylenenlerden memnun kaldığını söyledi ve ayrılmak üzere salona çıktı. Salonda bulunan çok kalabalık bir topluluk kendilerine, “Yaşa Gazimiz” diye coşkun tezahürat yaptılar. Tam bu sırada, Pınarhisar’dan Mustafa Kemal’i görmek için gelmiş bulunan genç ve heyecanlı bir ilkokul öğretmeni çok içli, çok özlü bir konuşma yaptı. Bu öğretmen Vefik Sözen’di. |
|
|